QAF ACADEMY

HAKKIMIZDA

Ben sizin Rabbiniz değil miyim?

Rabbimiz ruhlar aleminde bu söz ile tüm insanlığa seslendi. Bizler de buna karşılık olarak “Evet, Sen bizim Rabbimizsin” dedik.

Allah (c.c.) yaratılıştan bu yana insanlara, hakkı daha doğrusu kendisini anlattı.

Arafat dağında Hz. Adem (a.s) ile, Tur dağında Hz. Musa (a.s.) ile, Zeytin dağında Hz. İsa (a.s.) ile, Tahtındaki Hz. Süleyman (a.s.) ile, balık karnındaki Hz. Yunus (a.s.) ile, zindandaki Hz. Yusuf (a.s.) ile, tecritteki Hz.Eyüp (a.s) ile, gönlü yaralı Hz. Yakup (a.s) ile, beklentideki Hz. Zekeriya (a.s) ile ve en son Nur dağında Hz. Muhammed ﷺ ‘e çağları aşan bir emir ile seslendi:

Oku!

Resulullahﷺ ne okuyacağını bilmiyordu…

Bugün bizler ne okuyacağımızı biliyoruz ama nasıl okuyacağımızı bilmiyor ve anlamıyoruz. Ötesi Rabbimizin hitap dilinin zor olduğunu düşünüp, öğrenmekten kaçınıyoruz. Kim bilir belki hitap dilinin Efendimiz ﷺ zamanındaki kavmin dili olduğunu düşündüğümüz içindir. Şunu unutmamalıyız ki Arapça bir ilimdir ama Rab’ca bir dildir.

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّ كْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ (Kamer / 17- 22- 32 – 40)

“And olsun biz Kuran’ı zikir (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?”

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰناً عَرَبِياًّ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ (Yusuf /2 )

“Hiç şüphesiz biz o kitabı düşünüp anlamanız için Arapça bir kuran olarak indirdik.”

Bu ayetlerden de anlaşıldığı üzere Allah ﷻ vahyini Arapça dili ile kolaylaştırdığını, hükümlerinin de bizlerin anlayıp, düşünerek, öğüt alarak, içselleştirmemiz gerektiğini sarih bir şekilde bildirmiştir.

اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا ( Muhammed / 24)

“Onlar, Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitleri mi var?”

Ayeti ile Rabbimiz Kur’an üzerinde düşünmemeyi, hükümler üzerinde tefekkür etmemeyi, anlamamayı ve önyargılı olmayı kalpler üzerinde kilit bulundurmayla eş değer saymaktadır. Rabbim bizleri muhafaza buyursun. Kulluğun hakikatine eriştirsin.

Kulluğun temeli Rabbimizin rızasını kazanmak ise, anlatılanı anlamadan Rabbimizi nasıl memnun kılabiliriz ki?

Öyleyse gelin hep birlikte düşünelim; “Neden Kuran membaının kaynağından kana kana su içmiyoruz. Neden kullanma kılavuzumuz olan Kur’an’ı incelikleri ile öğrenmiyoruz?

Hiç değilse kıldığımız namazda okuduklarımızın manasını öğrenmek üzere çaba sarf etmiyoruz? Yoksa biz;

وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً (Furkan / 30)

“Peygamber: “Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur'ân'ı (ortada) terk edilmiş olarak bıraktılar.” dedi.”

Bu ayete bahsedilen kavimden miyiz? Resulullah’ın Allah’a şikayet ettiği, belki bizlerden yüz çevirme ihtimali olan güruhtan mıyız?

Bunun yanında biliyoruz ki, necatın ilk kuralı salih amaledir. Amellerimizin salih olabilmesi adına atılan her bir niyet sonucu itibari ile hayra götürecektir. Bu anlamda Kur’an’a sahip çıkan, dimağında O’na yer ayıran, gündemimizde Rabbimizin muhattabiyetine yer ayıran, önemseyen, anlayan ve anlatan olma niyetimiz bizleri “Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler. “Hadisi ile muhafaza buyuracaktır.

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ رُوحاً مِنْ اَمْرِنَاؕ (Şura / 52)

“İşte böylece sana da kendi buyruğumuz ile bir Ruh (Kur’an) vahyettik.”

İnsanın özelliği cesedinin fevkında bir ruh ile inşa edilmesidir. Ruh ölümsüzdür ama ceset değildir. Bu ayette de belirtildiği gibi vahyedilen Kur’an’ı, Ruh olarak tabir etmiştir. Ruh; hayat veren, can veren şey değil midir? Öyle ise bizlerde hayatımıza, cesedimize ve dünyamıza ve uhrevi hayatımıza Kur’an’la anlam katacağız. Tıpkı ruh misali. O halde Kur’an ruhu ile ruhlarımızı nurlandırmalıyız ki, Allah (c.c.) her ibadetimizi amel-i Salih olanlar kıymetine yükseltsin. Bunun yolu da hürmet ve muhabbetle okuduğumuz lafızları kalbe nakşetmekledir.

Darbımesel olmuş “Elif bilen, bilmeyenin hocasıdır.” düsturunca ilmin hakkını vermek, ancak bildiğini öğretmek iledir. Zira ilimde tam olmak diye bir şey yoktur. Kişi bildiğinin hocası, bilmediğinin talebesidir.

Rabbimizin rızasını kazanmak için yapılan bu çalışmalarda kusurlarımız nefsimizden, tüm güzellikler ise Yaratanımızın ve Kur’an-ı Azîmüşşan’ın güzelliğindendir.

Mevla ilim öğrenme ve öğretme yolunda gösterilen tüm çabalarımızı günahlarımıza kefaret, rızasını kazanmaya vesile kılsın.

Bu dualar ile yola çıktığımız hafıza teknikleri ile kolay arapça öğrenme formülü çerçevesinde iki buçuk ay gibi çok kısa sürede muhabbetle okuduğumuz Kur’an’nın %78’ni anlama eğitimlerini aşk ile başlatmış bulunuyoruz.

Tecrübeli ve donanımlı eğitmenler ile sizleri de bu mukaddes yolculuğa davet ediyoruz.

Derdi davası olan,

Hafize Tuğba KANDİL ARSLAN

eduact
eduact
eduact